İğneada, konumu itibarı ile mavinin yeşil ile kucaklaştığı bir bölgedir. Eşsiz ormanları, temiz kalmayı başarabilmiş akarsu ve dereleri, binlerce kuşa göçlerinde konaklama imkanı veren gölleri ve Karadeniz’in tüm güzelliklerini yansıtan kıyıları ile her geleni kendine aşık etmektedir.
İğneada'nın en bilinen dereleri Efendi dere, Çavuş dere, Madara dere, Rezve (Mutlu) dere ve Bulanık derelerdir.
Efendi dere: İğneada'nın kuzeybatısındaki ormanlardan doğar. Çok yağışlı bir günde beygir arabasıyla birlikte dereden geçmeye çalışan 'Şahin Ağa' adındaki İğneadalı bir köylünün sel sularına kapılarak boğulması üzerine bu derenin üst kısımları 'Şahin Dere', üzerindeki köprüsü de 'Şahin Dere Köprüsü' olarak anılmaktadır. Efendi dere Şahin dere köprüsünden sonra Erikli Göl longozlarına girer ve İğneada'nın kuzeyindeki Erikli Göle sularını boşaltır.
Çavuş dere: Manastır olarak bilinen mevkiin kuzey kısımlarındaki ormanlardan (Çingene Bayın-Su dönümü mevkii) doğar, Salih Aga'nın Değirmeni olarak bilinen değirmenden gelen Palehor deresiyle, daha sonra da Korfa'nın altındaki Çerkez Deresiyle birleşir. Bu dere biraz aşağıda "Kanlı Dere" adını alır. "Dermatta" mevkiinden geçtikten soma "Gruda" olarak bilinen çayırlar mevkiine gelir. İğneadalıların "Birinci Köprü" olarak adlandırdıkları eski "Mehmet Ağa" köprüsünün altından geçerek, doğuya doğru akmaya devam eder ve Mert Gölü longozuna girer. Elmalı Çayırın yakınlarında Altın dere ile birleşir ve 'Derin Geçit' adını alarak Mert Gölü'ne dökülür.
Madara dere: Karayokuş'un kuzey yamaçlarından doğar. Daha soma Boşnak Kulübeleri mevkiinden gelen Çakara deresi ile birleşir. Balyoz bayırının eteklerine geldiğinde Turulya geçidi köprüsünün altından geçerek, Mert Gölü longozuna doğru, doğu istikametinde akmaya devam eder. İğneada-Sivriler yoluna geldiğinde adı değişir ve Altın dere olur. Daha aşağılarda diğer derelerle birleşerek "Deringeçit Deresi" adını alır.
Rezve deresi (Mutlu dere): Dereköy dağlarından doğar ve bazen güney-doğu, bazen de doğu yönünde akar. Mahya dağının güney yamaçlarından gelen birçok irili ufaklı akarsu ile birleşir ve daha sonra kuzeye yönelir. İncesırt köyü yakınlarında Bulgaristan'la olan sınırımızı çizerek doğu yönünde akmaya devam eder. Sisli oba ve Beğendik (Ayastefanos) köylerinin kuzeyinden geçerek Karadeniz'e dökülür. Bizlerin "Mutludere" olarak tanımladığımız bu derenin Bulgarca adı "Rezovska Reka" dır. Bu nedenle 'Rezve Deresi' olarak da anılır.
Bulanık dere: Hamdibey Köyü tarafından gelen Bulanıkdere, Demirköy'ün batısındaki dağlardan doğan Dolapdere ve Üç Dereler mevkiinde, Bıçkıdere ile birleşerek yöredeki en büyük dere olma özelliğini kazanır. Bulanık dere daha aşağılarda Kavakdere'yi de sularına katarak Karadeniz'e doğru doğu yönünde akmaya devam eder. Fidanlık mevkiinde longozların içine girerek Karadeniz'e varmadan irili ufaklı birkaç dereyi de alarak sahildeki Deniz Gölü'ne ulaşır. Yorgunluğunu atmak üzere bu küçük gölde dinlenen Bulanıkdere, Saka ve Deniz Gölü longozlarını besledikten soma Karadeniz'e dökülür.

Deniz Gölü Fotoğraf: Aykut İnce
İğneada; sınırları içinde yer alan gölleri, bol oksijenli havası, lezzetli balıkları ve kolay ulaşımı ile doğanın içinde huzurlu bir tatil yaşamak isteyenler için biçilmiş kaftandır. Bulgaristan sınırına 12 km. uzaklıktaki Kırklareli'ne bağlı İğneada, villalara ve kooperatiflere ev sahipliği yapmasına rağmen doğasını da koruyabilen ender bölgelerden olma özelliği taşımaktadır. İğneada'da; Erikli, Mert, Hamam, Pedina, Saka, Sülüklü ve Ramana isimleriyle anılan yedi göl bulunmaktadır. Sazan, kızılkanat, kefal, levrek, ilerya gibi balık çeşitlerinin yaşadığı göller koruma altında tutulmaktadır. İğneada'da, kumsalda yürüyüş yapmak ve sezonda denize girmek, ayrı bir keyif iken denizin yosun kokusu ile ormanın çam kokusunu teneffüs ederek yürüyüyenler, hem stres atmakta hem de kumsalda dalgaların taşıdığı deniz kabuklarını da toplayarak keyifli vakit geçirmektedirler. Haziran-Eylül ayları arasında yoğunlaşan İğneada, kış aylarında da hafta sonu, kentten kaçanlara huzurlu bir sığınak olarak kapılarını açmaktadır. Yabani hayvanlar ve kuşlar için doğal bir hayvanat bahçesi olan göllerin bir bölümü sazlıklarla kaplı olmakla birlikte özellikle Hamam ve Pedine gölleri; Bulgaristan, Rusya ve Tuna Nehri deltasından gelen kuğu, yaban ördeği gibi göçmen kuşlara ev sahipliği yapmaktadır.
Erikli Göl: İğneada'nın kuzeyinde eskiden "Bağlık Sırtı" olarak bilinen Gaydaros, Efendi Dere düzlüğü, Kurt Pınarı ve sahilden geçen İğneada-Limanköy Beğendik yolu ile çevrilmiş olan göldür. Liman Merdi olarak da bilinmekle birlikte Osmanlıca haritalarda adı 'Gapitoy Gölü' olarak geçmektedir. Gölde sazan, kefal ve kaya balıklan avlanmaktadır. Kışın kuğu, kaz, sakar meke ve ördekler için iyi bir barınaktır. Suları yaz aylarında deniz seviyesinin altına düşer ve göl halini alır. Kışları ise suları yükselir ve deniz ile birleşir. İğneada'nın 'Patlayan' göllerinden biridir.

Erikli gölde bir akşamüstü Fotoğraf: Celal Tetik
Mert Gölü: İğneada'nın güneyinde yer alır ve eski adı 'Kocagöl'dür. Oldukça geniş bir yayılım göstermektedir. Bu göl de kuğu, kaz sakar meke ve ördek gibi yaban hayvanları ile göçmen kuşlar için ideal bir konaklama ve barınma merkezidir. Gölde sazan, kefal ve kaya balıkları avlanabilmektedir.

Mert Gölü